21 Tem 2011

MIDNIGHT


Gece uyuyabilmek için yatağın içinde dönüp duruyorum, 10 dakika kapanıyor gözlerim, sonra biri dürtüyor sanki kalkıveriyorum öfleyip püfleyerek. Odamın kapısını kapatmadan yatamama gibi bir alışkanlık var, ne zaman ve neden edindiğimi bilmediğim. Çok kötü bir durum. Sonra sabah güneşi vuruyor perdeden, kışın çok güzel bir uyanma şekli ama yazın... 7 de kalkıyorum, alarmın çalmasına 1 saat daha var, kapatıyorum gözlerimi zorla, boynumdan akan terleri düşünmemeye çalışıyorum, saçlarımı geri atıyorum. Gözlerimi açıyorum, 7.45, alarm çalmadan uyanmak da yeni adet oldu heralde, kızıyorum.

Sonra mutlu oluyorum bir anda, bak uyandım işte, hiçbir yerimde sorun yok, konuşabiliyorum, gülebiliyorum...

Sonra öbür yüzü var bu mutluluğun, dışarıda binlerce kişi şu anda uyanıyor, kahvaltı edebilecek ekmekleri bile yok, sokaklarda uyuyorlar, kimisi kendini kaybetmiş, kimisi kendini kaybedenlerden kaçıp gelmiş. Binlerce çocuk güne korkarak uyanıyor, acaba bugün bana ne söylenecek, acaba bugün bana ne yapılacak diye. Binlerce kadın tacize uğruyor, hırpalanıyor, dövülüyor, küçük düşürülüyor. Ama ağzını bile açamıyor. Binlercesi dün gece yaşananları unutmak için sahte bir gülümseme yerleştiriyor dudaklarına, hafızalarının en derin köşesine yerleştiriyorlar olanları, her gece hatırlayıp yaşadığına lanet ederek.


Ben gülümsüyorum, ama sahte değil, şükrediyorum sonra, iyi ki!
Mutlu olmak için çok nedeniniz var, yeter ki hatırlamayı bilin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suskunluğun Sustuğu An

Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...