17 Kas 2011

O

B.E
Gözünün içine bakamazsınız, ama sesinizi duyurmaya çalışırsınız hep. Konuşurken ne olur o da dinlesin o da duysun diye geçirirsiniz içinizden. Ben söylememiyorum bari o, uzaktan anlamaya çalışsın dersiniz. Gözgöze geldiğiniz an kaçırırsınız gözlerinizi başka birşeyle ilgileniyormuş gibi yaparsınız ama içinizde fırtınalar kopmaktadır. Karşınızdakini duymazsınız bile o an. Ne söylendiği önemli değildir.
Onun sesini işittiğinizde sadece onun söylediklerini duymaya çalışırsınız, kulaklarınızı bütün seslere kapatır sadece ona odaklanırsınız arada birkaç kelime yakalarım belki diye. Zaten çok az görüyorsunuzdur onu, bari bugün bir şekilde konuşsak diye yalvarmaya başlarsınız içinizden. Her hareketini göz ucuyla da olsa takip etmeye çalışırsınız, başınızı onun olduğu yere doğru çeviremezsiniz ama onun size doğru baktığını hissedersiniz sanki. Aranızda bir metre vardır, ikinizin kalbi de atıyordur, hatta iki kalp de aynı kişi için atıyordur. Ama onun kalbinin de sizin için attığını bilmek istersiniz. O etraftayken hep gülmeye çalışırsınız, mutlu olmaya, onun da sizi aksi, somurtkan, soğuk biri olarak görmesine izin vermek istemezsiniz.
O size doğru dönüp baktıkça, siz umursamaz tavırlar içine girersiniz ama aklınızdan bu kaçıncıydı diye saymaya da çalışırsınız tüm o umarsız görüntünün aksine. Keşke dersiniz, keşke bir mucize olsa da... yoo aslında mucizeye gerek yoktur, ikinizde aynı ortamdasınızdır işte, işinize yarayacak birkaç cümle... ama çıkmaz bir türlü iki tarafın ağzından da...
Yanınızdan geçerken mutlu olursunuz, gözleriniz ummadığınız bir anda birleşince mutlu olursunuz, bugün önceki günlere göre daha canlı, konuşkan olduğunu görünce mutlu olursunuz, sesini duyunca mutlu olursunuz, sizin sesinizi duyduğunu bildiğinizde mutlu olursunuz, sizi gözleriyle takip ettiğinde mutlu olursunuz, o güldüğünde mutlu olursunuz ve eğer onun gülüşünü ilk kez görüyorsanız daha da mutlu olursunuz
...
Gördünüz mü işte, o etraftayken mutlu olunacak o kadar çok sebep vardır ki...
Yalnız tek bir şey yeter sizi kahretmeye, sizden önce çekip gider sınıftan, çoktan aşağı inmiştir bile, siz de koridor camında arkasından bakarsınız, yanınızda değildir o, gidişini izlersiniz, etrafa ne olduğunu belli etmemeye çalışsanız da gözleriniz dolar, o işte böyle gidecektir, hem de sizin içinizde neler yaşadığınızı bilemeden, üzülürsünüz...
İşte bu yüzden hayal kurmak bile istemezsiniz artık...
Çok üzülürsünüz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suskunluğun Sustuğu An

Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...