The web of the dream catcher is supposed to catch the bad dreams and allow the good dreams, and ones of importance, go through the web, down a feather and to the mind of the one of is sleeping.
4 Haz 2012
ölüm...
Soğuk... Buz gibi... İnsanın boğazını düğümlüyor bir anda... Ne yapacağını bilemiyorsun... Kelimelere sığmıyor hissettiklerin... Sığdırmaya çalışsan da karşındaki seni duymak isteyecek mi bilmiyorsun... Elin kolun bağlı... Güçlü görünüp teselli etsen...yapamıyor insan. Koyverip ağlasan...karşındaki parçalara ayrılıyor seninle birlikte. Onu o halde görüp de ikisi arasında kalıyorsun... Ne bencil ki insanoğlu ilk kendini düşünüyor...Ya benim başıma gelseydi...Onun yerinde şu an ben de olabilirdim...Aptal diyorsun kendine gel, şu an yardıma ihtiyacı olan o... Üzülüyorsun onun için... Bir şey söylemen gerektiğini hissediyorsun...yapamıyorsun...düğüm geliyor tekrar. Sonra onu düşünüyorsun... Sen sadece onun için ağlarken, o herkes için ağlıyor...Kendi için, kaybettiği için, ailesi için, yaşayamadıkları için, kaybettiği zaman için, keşkeleri için, kötü günleri için, söyleyemedikleri için, erteledikleri için, içinde kalanlar için, yaptığı tercihler için, daha nicelerine ağlıyor o. Hepsinin yükü omuzunda, tek başına halletmeye çalışıyor ama yapamıyor belli. Toparlıyor kendini bazen, sonra en yakınının sesini duyuyor...Her şey başa dönüyor yine...Sil baştan yaşıyor hissettiklerini... Kim bilir ne kadar suçlu hissediyor kendini... Kim bilir nelere isyan ediyor... Ama içinde tutuyor hepsini, tek görebildiğimiz göz yaşı, tek duyabildiğimiz hıçkırıkları... Kimse gidemiyor yanına... Söylenecek bir şey yok çünkü... Yalnız kalmak istiyor... Zaten yalnız ki o diyorum...zaten şu an bizi görmüyor ki...sadece konuşuyoruz...ne dediğimizi bile anladığını zannetmiyorum...Hala şokta...kendine gelemediği belli...susuyor bazen... bazen ağlıyor... hatta gülüyor... Tam olarak anlayamıyor sanki işin ciddiyetini...sanki bir telefon gelecek ve tamam diyecekler bak burada o, iyi şimdi, al hadi telefonu konuş...Ama öyle olmayacak işte...Geri dönecek...yolda giderken anlayacak her şeyi, onunla gezdiği yolları görünce, oturduğu sokaklara bakınca anlayacak her şeyi, eve gidecek sonra... kalabalık... herkes meraklı gözlerle bakacak ona, gidip sarılacak en sevdiğine... beraber ağlayacaklar...odasına bakacak...bomboş... kıyafetlerini görecek belki...3 kişi kalmışlar artık...öyle demiş abisi telefonda...işte herkesin gittiği sabah anlayacak onu...kahvaltıya oturacak...bir tabak eksik...akşam yemeği hazırlanacak her zamankinden farklı...belki de onun en sevdiği hazırlanacak...ama kaç kere yarım bırakılacak o yemekler...kaç kere düğümlenecek o boğaz...kaç kere gözyaşları içinde kalınıp kalkılacak o masalardan...
Ölüm...Soğuk...Buz gibi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Suskunluğun Sustuğu An
Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...
-
Yapmamam gerekiyor biliyorum ama ben galiba özledim... Mavi'ye bakmayı özledim... Gizlice seyretmeyi özledim... Salı ve perşembeleri özl...
-
Yazasım gelmiyor artık.. Özellikle yüzükten sonra... Bugün büyük ihtimalle son görüşümdü.. Evet gitsem bile bakmaya devam edicem bunun farkı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder