Etrafına bakındı uzun süre.
Kısa kısa kaçamak bakışlar.
Hepsi ağır adımlarla yürüyor. İzleyerek. İnceleyerek. Tadını çıkararak.
Neredeydi sorun?
Kimdi sorun?
Bu sefer daha uzun baktı yüzlere. Gidene kadar izledi teker teker. Aradı durdu.
Olmadı.
Takip etmek istedi birini. Sırrı sormak. Fark ettirmeden yaklaşmak, konuşmaları dinlemek, öğrenmek.
Yapmadı.
Derin bir nefes aldı. Kaldırdı başını. Güneş parladı gözlerinin içine. Kapattı yavaşça.
Ne kadar saçmalamıştı yine. Kaç saattir buradaydı. Ne geçmişti eline. Güldü kendine.
Açtı gözlerini. Karşı kaldırımda ona bakıyordu sanki. Gözlerini ovuşturdu.
Sağa sola baktı, arabaların arasından hızlıca geldi. Durdu önünde. Güneşi kapattı elleriyle.
'Ne buldun göster bana da.'
-Hiçbir şey.
'Saklama. Mutluluğu buldun sen belli. Gülüyordun. Öyle gülüyordun ki.
Hiç kimse hiçbir şeyin farkında değilmiş de tek hakikat senin gözlerinde saklı kalmış gibi.
Her şey elinde, parmaklarının ucunda gibi.'
Kaydı yana. Oturdu o da.
-Geleceğini fısıldadı bana. Bunları soracağını söyledi.
Ne cevap vereyim dedim. Hiçbir şey dedi. Ne yapayım dedim. Hiçbir şey dedi.
Sonra da sen geldin.
The web of the dream catcher is supposed to catch the bad dreams and allow the good dreams, and ones of importance, go through the web, down a feather and to the mind of the one of is sleeping.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Suskunluğun Sustuğu An
Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...
-
Yapmamam gerekiyor biliyorum ama ben galiba özledim... Mavi'ye bakmayı özledim... Gizlice seyretmeyi özledim... Salı ve perşembeleri özl...
-
Yazasım gelmiyor artık.. Özellikle yüzükten sonra... Bugün büyük ihtimalle son görüşümdü.. Evet gitsem bile bakmaya devam edicem bunun farkı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder