25 Şub 2011

'Ben'

Son günlerde çok fazla burcumun özelliklerine bakar oldum. Her yerde okuyorum, sonra karşılaştırıyorum kendi davranışlarımla ve hep de beni anlatıyor oluyor o saçma sapan yazılar. Neden yapıyorum bunu peki? Neden böyle olduğumu merak ediyorum çünkü. Kendime güvenim çok az, insanlarla kolay kolay dialog kuramıyorum, asla sohbeti başlatan ben olamıyorum, eğer bana karşı birşey söylenmezse insanların konuşmalarının arasına dahil edemiyorum kendimi, tanımadığım insanlara hep önyargılı yaklaşıyorum ve beni tanıma çabalarını gereksiz buluyorum.

En yakın arkadaşım çok samimi olmadığı bir sınıf arkadaşına durduk yere laf atınca ben utanıyorum ve sinirleniyorum. İnsanların gözünün içine bakmayı pek sevmiyorum. Gereksiz konuşmaları dinlerken artık sussun kendini ne kadar küçük düşürüyor farkında değil mi diye düşünüyorum içimden. Ama sonra farkına varıyorum ki bunu düşünen sadece benim, insanlar bu konuşmalara gayet normal yaklaşıyor, yersiz sorulara rahatlıkla cevap veriyor.

E? Sorun bende o zaman, tamam da, bu sorunun ne olduğunu nasıl anlarım ben.

Hani bir film çekilince kameranın önündekiler alkışlanır da içlerinden biri çıkıp, yayında ve yapımda emeği geçen diye başlar ya, heh ben de tam olarak öyle hissediyorum kendimi, kamera arkasında, hep birşeylere yararı dokunan ama bir türlü görülemeyen, etrafındakilerin arasında sıkışıp kalmış, saklanmış.

Burç yorumlarını okuyorum dedim ya hani, hep yazmışlar çok soğuk duruşları vardır bu burcun kadınlarının, hep cool görünürler dışardan, kimseye gülümsemezler, mükemmelliyetçidirler, armudun sapı üzümün çöpü derken solup giderler...

Artık ben de kendimi ciddi anlamda böyle görmeye başladım, ama bu iç eleştirim hiç de iyi bir zamana denk gelmedi sanırsam.
Yeni ortamıma alışmaya çalışırken, hep biri vardı aklımda, gözüme takılıp durdu hep, izledim onu, nasıl biri olduğunu davranışlarından anlamaya çalıştım, konuşmasına dikkat ettim, kıyafetlerini inceledim, dünden bugüne ruh halini anlamaya çalıştım hep. Ve bir gün tamam dedim, işte inceleme bitti, testi geçti, sıra normal insanlar gibi konuşmaya gelmişti artık ki sorun da burada başladı.
Bugüne kadar en yakın arkadaşlarım hep benim zıt karakterim olmuşlardır. Ben ne kadar sessiz, detaycıysam, onlar da o kadar susmak bilmeyen, umursamaz karaktere sahiplerdi. Bunu genelde sorun etmezdim kendime, ama son günlerde iyice tepemin tası atmaya başladı.

Zaten konuşma özürlü bir insan olduğum için yavaş yavaş alıştırmaya çalışacaktım kendimi ona. Ama bir gün bi baktım, arkadaşım almış başını gidiyor, onunla gülüyor, muhabbet ediyor, hakkında sorular soruyor. Bu benim için sorun değil asıl sorun şurada başlıyor, o da arkadaşıma aynı şekilde karşılık veriyor, olmadık zamanlarda onunla konuşmak için abuk subuk bahaneler yaratıyor sanki, ona daha yakın olabilmek için birşeyler yapıyor. Etrafta ondan başka kişiler olsa da hep ona soruyor öğrenmek istediklerini, benim yüzüme bile bakmıyor. Ama farkında değil arkadaşımın bir sevgilisi var. Beni üzen de bu. O sevgilisi olmasına rağmen ona bu kadar yakın davranabiliyorsa, benim hissettiklerim yüzünden çok daha fazla şey yapmam lazım ki artık benim de yanlarında olduğumu anlasınlar.

Yapamıyorum, ya pa mı yo rum. Böyleyim ben çünkü, soğuk değilim aksine tanısa beni, arkadaşlarıma ve sevdiklerime karşı ne kadar konuşkan olduğumu anlayacak ama yok. 1 haftada bütün umutlarım tükendi sanki, ona her bakışı, ona her soru soruşu, naber deyişi, yanında ben de varken, ona bakıp beni es geçip iyi akşamlar deyişi batıyor bana. Canımı da feci halde acıtıyor ama birşey söyleyemiyorum. Ben böyleyim işte. İçimde yaşarım bütün herşeyi, karşımdaki bilmeden bin tane şey düşünürüm onun hakkında ve bin tane sonuca bağlarım, ama onun hiç haberi olmaz. Sonra da böyle oturup neler yapmam gerektiğini düşünüp, onları yapamayıp lanetler okurum. Bu Ben'im.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suskunluğun Sustuğu An

Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...