İki günlüğüne tatildeydim, pazar günü döndüm aslında da, yazacak birşey bulamadım. Açıkçası otobüste eve dönerken yazacaktım ama telefonum ilginç bir şekilde blogger a girince klavye harflerini küçültmüyor bir türlü..
Neyse dediğim gibi tatil.. Baya rahatladım, gerçi eve geldiğimde bilgisayarım bozulmuştu ve o gün berbat bitti şimdi İstanbul semalarında tamir edilmeyi bekliyor.
Başkentteydim, yurtdışı meselelerini halletmek için, o gün o kadar kar vardı ki tüm yolculuklar iptal edildi, hava-deniz-kara, ciddi anlamda tümü..
Otogarda bekledim bir süre belki bir kaç saate haber gelir hemen alırım biletimi diye ama nafile... İnsanlr çıldırmış gibiydi, herkesin elinde telefon, koşuşturmaca içinde, ne yapacağını bilmiyor kimse, evi ya da kalacak yeri olanlar şanslı, geri döndüler ama kalacak yeri olmayan, günü birlik gelenler, yurdundan çıkışını alanlar, hepsi ortada kaldı, herkes lanet okudu otobüs firmalarına..
O geceyi orda geçirecektim, sonra mantıklı bir karar vermemi sağladılar çok şükür de bir tanıdığın evinde kaldım. O gece o kadar kıskandım ki onları, hayır kötü anlamda söylemiyorum, çok uyumlu, çok tatlı bir çiftti, özendim onlara. Onlar gibi olmak istedim.. Birbirlerini sevdikleri o kadar açıktı ki ben de öyle birini istedim hayatımda, çok sevebileceğim, çok özel, hiç vazgeçmeyeceğim biri..
Ertesi gün iki buçuk saat daha yaklaştım evime ve bir arkadaşımda kaldım, özlemişim konuşmayı sanki yıllardır bir sürü şeyi içimde tutuyormuşum da, onu görüp eski günleri hatırlayınca içimde biriken, kimseye anlatmadığım, canımı sıkan herşeyi anlattım, beraber üzüldük..beraber güldük bol bol.. Böyle insanların yanında rahat davranabilmeyi o kadar özlemişim ki... Çok güzel iki gün ve bir gece geçirdim. Kafamı dağıttım anlayacağınız... Stresimi atıp geldim eve... Maviyi ona anlattım, anladı beni, gerçekten anladı, yaşadığımın hayal olmadığını, bunu hissetmemin çok normal olduğunu söyledi bana, duymak istediğim şeyleri söyledi... Doğal olarak mutlu oldum, maviyi gösterdim ona, beklediğim tepkileri verdi.. Özlemişim onunla aynı şeyleri düşünüp, gülmeyi, aynı anda aynı şeyleri fark etmeyi, aynı şeylere şaşırıp kalmayı... Anlattım herşeyi, ben anlattıkça o dinledi, o dinledikçe benim kalbimdeki ağır yük kalktı sanki... gitmeme on iki gün kaldı.. zaman çok hızlı geçiyor sanki.. bakalım oraya gidince de söyleyebilecek miyim aynı şeyi...
yeni bir hayat yatıyor önümde, o kadar yakın ki... gelmesinden korkuyorum.. ama bir o kadar da merak ediyorum..hayat... hayat insana gerçekten istediği şeyleri veriyormuş bunu anladım şimdi... tek bir şey kaldı... sıra onda... hadi göster kendini...
The web of the dream catcher is supposed to catch the bad dreams and allow the good dreams, and ones of importance, go through the web, down a feather and to the mind of the one of is sleeping.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Suskunluğun Sustuğu An
Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder