29 Mar 2012

Getting Drunk

Akşam akşam yine başka bir macerayla karşı karşıyayız.
Sevgili Polish arkadaşlarımızdan üçü feci halde sarhoşlar, erkek olduğunu belirtsem durumun ciddiliğini anlarsınız herhalde. Gerçi çok az vodka içtiklerini iddaa ediyorlar ama el kol hareketlerinden belli.
Olayın yeri mutfak, zamanı az önce sıcağı sıcağına, neyse olaya geçeyim.
Her zamanki gibi mutfaktayız yemek yapıyoruz, bu arada ben hasta oldum:( o yüzden aslında arkadaşım yemeği yapıyor. Vee mutfağa olayın iki kahramanı geliyor, önce selam vermiyor bize, genelde hep hi-hello bişeyler derler, diğeri kopmuş sanki el hareketlerinde bir farklılık var, telefonla konuşuyor, neyse baş karakter yemeğe baktı, çorba yaptığımızı söyledi, olayı uzatmadım, cevap vermedim hiç, sonra döndü, birşeyler sormak istiyorum filan diyor, ama bir ilginçlik var, arkadaşla bakıyoruz birbirimize, içkiden açıyor konuyu, niye içmiyorsunuz filan diyor, arkadaşları varmış geçen dönem onlar içiyormuş da, bizim orda böyle miymiş filan falan, biz durumu anlıyoruz tabi geç de olsa, sen de iyi değilsin değil mi diyorum, birazcık içtim diyor, ingilizce zaten çoktan katledildi, sadece anlaşmaya çalışıyor.
Sıra yaptığımız yemeğe geliyor, çorba olduğunu söylemeye devam ediyor, mesela ben kızartma yapıyorum ama siz çorba filan diyor saçmalama oranı tavan yapıyor, 5 dakika onun çorba olmadığını konuşuyoruz.
Sıradaki konu ülkenin neresinden olduğum, anlatıyorum evet biliyorum filan diyor, İstanbulu biliyormuş ona göre hangi tarafında kaldığımı anlamaya çalışıyor, sanırım da anlıyor. Bu sıralar ben hala acaba kafa mı buluyorlar bizimle diyorum, çünkü bir yandan saçmalıyor ama bir yandan da baya mantıklı şeyleri bağlayabiliyor birbirine.
Sonra sıra arkadaşına geliyor, kürtmüş o, Türkleri sevmezmiş filan, ben de niye yaşıyor o zaman orada diyorum, ben bilmem diyor.
Arkadaşı da oturuyor yanımıza, sabah bunların hepsini size hatırlatacağım diyorum, arkadaşı o hayır filan yapmaya başlıyor. Arkadaşına ingilizce bilmediğini filan söylüyor başkahraman, o sırada pronunciation hatası yapıyor, düzeltiyorum sen de pek bilmiyorsun diyorum, arkadaşı bayılıyor bu duruma.
Mutfağa diğer arkadaşı da geliyor, durum aynı. Sonra kıvırcık kız geliyor, bunları böyle görünce gülmeye başlıyor. Kıza sarılmaya filan çalışıyorlar, birkaç arkadaşları daha geliyor erkek, onlara da sarılıyorlar.
Biz kendi aramızda konuşuyoruz, sarhoşken hiç çekilmiyor bu adamlar, çeneleri düşüyor resmen, ordan burdan abuk subuk şeyler soruyorlar, anlamıyorum, açıklamaya çalışıyor, ben de ciddi ciddi konuşuyorum yalnız, bir yandan da arkadaşımla gülüyoruz duruma.
Neyse çok geçmeden yemek hazır oluyor da, afiyet olsun demesini öğretip mutfağı terkediyoruz, odaya girdiğimiz gibi kapıyı kilitliyorum. Arkadaş korkmuş, sarılmaya çalışmışlar filan.
Böyle işte, sonra da niye içmezsin sen derler bana, salak mıyım ben yahu, kendimi kaybedecek kadar içeceğim bir de oldu canım, daha rezil bir durum olamaz. Ama eğleniyoruz işte akşam akşam, bütün odada yatağın içinde yattığım için değişiklik iyi geldi ne kadar saçma sapan bir olay olsa da. Şimdi annemle babam duysa bu olanları, neler olur bilemiyorum eyvah ki ne eyvah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suskunluğun Sustuğu An

Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...