7 Ara 2015

Dream...



     Sabah 10. Bu saatte neden kalktım diye düşündüm önce. Sonra birden nerede olduğum aklıma geldi. Çıktım yataktan, perdeyi açtım dışarıyı seyrettim bir süre. Yürüyüş yapanlar, fotoğraf makinesi ellerinde etrafı dolaşanlar, mağazaların camlarını temizleyenler.

     Hava çok güzel. Lacivert elbisemi giydim, saçlarımı topladım dışarı çıktım. Meydanın kalbine doğru yürüdüm önce bol bol içime çektim havayı. Kafedeki genç çocukla göz göze geldik, birbirimize gülümsedik. Soldaki ikinci sokağa girdim, biraz yürüdüm. Küçük siyah masa ve sandalyeler dışarı dizilmişti. Her zamankine oturdum. Bir kahve söyledim kendime. Yanına da bir dilim kek. Evet sabah sabah...

     En güzel günler böyle tatlılıklarla başlamaz mı hep? Biraz oyalandım, etrafı seyrettim. İnsanların yüzlerine baktım, el ele tutuşan çiftlere, annesinin elini tutan küçük kıza, eşiyle yavaş yavaş yürüyen yaşlı kadına, hepsine dikkatlice baktım.

     Geldiğim yoldan geri döndüm meydana, merdivenlere gidip oturdum. Dirseklerimi basamaklara dayadım, başımı arkaya attım. Bekledim. İnip çıkanları dinledim. Güvercinlerin hızlıca uçuşmalarını dinledim. Farklı dilleri dinledim. Gazeteci çocuğu dinledim.

     Uzun süre sonra kendimi dinledim. Mutluyum. Olmam gereken yerdeyim ve mutluyum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suskunluğun Sustuğu An

Konuşmak. Şu an tek istediğim tanımadığım biriyle saatlerce konuşmak. Konu buluruz çok da önemli değil. Uzun zamandır sadece dinliyorum. ...